Vaka sayıları patladı! "O illere mobil test merkezleri kurulmalı"

Vaka sayıları patladı! “O illere mobil test merkezleri kurulmalı”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün 15-21 Ocak tarihleri arasında illere göre vaka sayılarını açıkladı. Resmi verilere göre, her 100 bin kişideki Covid-19 vaka sayısı İstanbul’da 1245,73, İzmir’de 729,81, Ankara’da ise 725,62 oldu.

Bölgelerde sıkışıklık arttıkça Covid-19’un yayılım hızının da arttığını belirten New York City Üniversitesi’nde Kamu Sağlığı Yüksek Lisans bölümlerinde Sağlık Ekonomisi ve Davranış Ekonomisi dersleri veren MEF Üniversitesi İktisat Bölümü’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Başer, “Bölgelerdeki sıkışıklık yüzde 10 artınca, Türkiye’de Covid-19’un yayılım hızı da yüzde 6,4 artıyor. Buna göre Türkiye’nin en riskli 5 şehri İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli ve Bursa” dedi.

Türkiye’de de Omicron varyantının diğer ülkelerde olduğu gibi baskın hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Başer, “Bu virüs önceki varyantlara göre daha az öldürüyor. Özellikle aşılılar arasında hastalık derecesi oldukça düşüyor. Türkiye’de her gün 200’e yakın vefat açıklanıyor. Herkese test yapılmadığı için bazı Covid-19 ölümleri sayılmıyor. Belediyeden alınan vefat verilerini önceki yıllar ile karşılaştırdığımızda, her gün açıklanan Covid-19 ölümlerinin gerçekte iki katı olduğunu hesaplayabiliyoruz. Bu da 400’e yakın bir rakama işaret ediyor. Oransal olarak bakıldığında, Covid-19 başlangıcında günde 800’e varan ölümlerden çok daha az. O dönem test yetersizliği, Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlükleri, hastaneler arası tanımlama sorunları sebebiyle çok daha az vefat açıklanmıştı. Bu nedenle biz azalan vefatları göremiyoruz. Aslında vefat sayımız, diğer ülkelerde olduğu gibi günlük olarak azaldı” dedi.

Vaka ve ölüm sayılarını azaltmanın en önemli yolunun aşı olmaktan ve test sayısını artırmaktan geçtiğini dile getiren Prof. Dr. Başer, New York’ta her 10 caddede bir mobil test araçlarının bulunduğunu ve Türkiye’de de mahallelere test merkezlerinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Başer, sağlık verilerini doğru tutmamanın çok kritik sonuçlar doğurabileceğini söyleyerek şunları kaydetti: “Verilerini detaylı tutmayan ülkeler, şu anda pusulasız bir gemide gibi. Sağlık politikalarımızı belirleyecek veriler düzgün tutulmayınca, üretilen politika da yanlış oluyor. Sınırlı sağlık bütçelerinin yerel ve hedef odaklı harcanması gerekiyor. Temaslılara ve aşısızlara test istemeyerek, açıklanan toplam vaka sayısını düşük tutmak veya test maliyetini azaltmak gibi bir yöntem, hastanelerde yığılmalara ve yoğun bakımların çok hızlı bir şekilde dolmasına yol açar.”

Aşı oranlarının az olduğu bölgelerin iki önemli özelliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Başer, “Hem ekonomik sıkıntı çeken bölgeler olmaları hem de eğitim düzeyinin çok düşük olmaları aşılamayı etkiliyor. En az aşı yaptıran illerimiz olan Ağrı, Bitlis, Muş ve Bingöl’de ortalama gelir düzeyi Türkiye ortalamasının yarısı civarında. Bu illerdeki eğitim düzeyleri de Türkiye ortalamasının altında. Eğitim düzeyi ile aşı olma arasında güçlü pozitif bir ilişki var” dedi.

Prof. Dr. Başer, ekonomik sıkıntı çeken bölgelerde aşılama oranı az olduğu için parasal teşvik verilmesinin oranları artıracağını kaydederek, “Piyango veya parasal teşvik sisteminin çok işe yarayacağını düşünüyorum. Bu bölgelerde aşılarını tamamlayan herkese, 100 TL veya yüksek miktarlı bir parasal teşvik verilebilir veya aşılarını tamamlayanların katılacağı bölgesel piyango çekilişleri düzenlenebilir. Bölgedeki aşıyı teşvik eden dini kuruluşlar, dernekler, sivil toplum örneklerinin aşı olan kişiler toplamında alacağı devlet yardımları aşı olma oranlarını artırabilir. Bu tür teşvikleri belli bir süreliğine yapmak ve bir süre sonra kaldırılacağını bildirmek, kazananları yerel basında duyurmak, insanların sonradan pişman olma duygularını harekete geçireceği için etkiyi daha fazla artırır. Bu tip teşvikleri ABD, Çin, Tayvan, Hollanda hükümetleri denedi ve başarılı olduğu görüldü” diye konuştu.

Vaka ve ölüm sayılarını azaltmanın en önemli yolunun, aşı olmaktan ve test sayısını artırmaktan geçtiğini aktaran Prof. Dr. Başer, “Mahalle aralarında, minibüslerde dahi test merkezleri kurulabilir. Testleri vatandaşların yaşam alanlarına yakınlaştırmamız gerekiyor. Artık dünyada test çeşitliliği ve sayıları da arttı. Sağlık Bakanlığı özel şirketlerle laboratuvar merkezleriyle işbirliği yaparak seyyar test merkezleri kurmalı. Bugün New York’ta her 10 caddede bir mobil test araçları bulunuyor” şeklinde konuştu.

Mobil test araçlarının sıkışıklık açısından en yoğun bölgelere kurulması gerektiğini söyleyen Başer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’da Esenler, Zeytinburnu, Bahçelievler, Güngören; İzmir’de Karabağlar, Konak, Aliağa, Buca; Ankara’da ise Keçiören, Mamak, Sincan Yenimahalle, Etimesgut ile Kocaeli ve Bursa’da sıkışıklığın en yoğun olduğu bölgeler. Dolayısıyla buralardaki vaka sayıları da çok yüksek.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.