Kullanmadan önce dikkat! Sağlıklılara da hastalara da uyarı

Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için sıkça kullanılan vitaminler ve besin takviyelerine ilişkin Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar’dan uyarı geldi.

4 Şubat Dünya Kanser Günü’ne özel açıklamalarda bulunan Dr. Hancılar, özel bir durum olmadıkça vitaminlerin kullanılmaması gerektiğini belirterek, “Kişi bir mide operasyonu geçirmiştir ve vücut alınan gıdalardan yeterli vitamini çekemiyordur veya bir bağırsak hastalığından mustariptir ve emilim bozukluğu vardır. Bu tür durumlarda vitaminler kullanılabilir. Yani vücuttaki herhangi bir problemden dolayı normal gıdalardan alınamıyorsa vitaminler takviye olarak kullanılabilir; çünkü o vitaminleri vücuda vermeye mecbursunuz. Ancak normal beslenen, herhangi bir rahatsızlığı olmayan bir kişiye çok yüksek dozda vitamin vermenin hiçbir mantığı yok. Vitamini ilaç olarak kullanmanız gerekiyorsa bunun bir nedeni olmalı aksi takdirde vitaminlerin sebepsiz yere kullanılmasına çok karşıyım” dedi.

Yüksek doz kullanılan vitaminlerin tetiklediği olumsuzluklara değinen Dr. Hancılar, “Örneğin, A vitamini çok faydalıdır deniliyor ama biliyoruz ki; yüksek doz A vitamini karaciğerde ciddi birtakım sorunlara neden oluyor. Bir dönem ise E vitamini tüketimi çılgınlığı vardı. Ancak E vitamininin bilinçsiz kullanıldığında prostat kanserli kişilerde olumsuz seyrettiği tespit edildi. Yine yapılan başka bir çalışmada A vitamininin akciğer kanseri üzerinde etkili olabileceği araştırılırken, yüksek doz A vitamini verilen akciğer kanserli hastalar maalesef daha çabuk kaybedildi ve çalışma derhal durduruldu. Yüksek doz vitaminlerin olumsuz etkilerine dair pek çok çalışma var” diye konuştu.

Birçok kanser hastasının fayda görmek adına yüksek doz C vitamini uyguladığını kaydeden Dr. Hancılar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Maalesef yüksek doz C vitamininin kanserde olumlu etki yaptığına dair bir bilimsel çalışma yok. Vitaminin hiçbir türü gelişigüzel ve yüksek dozlarda kullanılmamalı. Vitaminlere ilişkin sürekli çalışmalar yapılır; ancak zannedildiği gibi çok olumlu sonuçlar gelmiyor. Örneğin, E vitamini ve çinkonun verildiği prostat kanserli hastalarda faydanın aksine tümörlerin daha kötü seyrettiği görüldü.”

Vücudun bir dengesi olduğuna ve bu dengenin bozulmaması gerektiğine işaret eden Dr. Hancılar, “Kişinin meyve, sebze gibi tüm yiyeceklerini kestiğinizde ve vitamin alımını düşürdüğünüzde olumlu sonuç alamazsınız. Aynı şekilde dışardan verildiğinde de sonuç alamazsınız. Bu kişinin akciğer kanseri olma olasılığı çok yüksek. Yüksek doz vitamin alıp iyi sonuçlar elde edemezsiniz. Bu nedenle kendi başınıza yüksek doz vitaminler almamalısınız. Zerdeçal gibi doğal bir ürünü bile fazla kullandığınızda safra kesesinde sorunlar meydana gelebilir. Doğal ürünlerin bile fazla kullanımı problemlere neden olur. Bunun bir de yüksek doz ve yapay olduğunu düşünün. Öte yandan bitkisel deniliyor ama gerçekten o ürün bitkisel mi? İçinde hangi etken maddeler var? Nerede üretildi? Bunları sorgulamak lazım. Güvenilir olmayan markalar da başka sorunlara yol açar” şeklinde konuştu.

Antioksidanların fazla kullanımının kanser hastalığında olumsuz etkileri olduğuna dikkat çeken Dr. Hancılar, “Kanser bizim dahi her türlü dengesini iyi bilmediğimiz bir hastalık. Böyle bir hastalıkta yüksek doz X vitaminini bilinçsizce kullanmak hastalığın seyrinde olumlu etki yapmaz. Tam tersine olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kesinlikle alınacak takviyeler, vitaminler doktorlarla konuşulmalı. Bu açıdan doktorlarınızı da sorgulamalısınız. Doktorunuz size bir şey önerdiğinde aklınızda soru işareti oluşursa bunu sormalısınız. Örneğin, doktorunuz size yüksek doz C vitamini öneriyorsa ‘Bende ne işe yarayacak’, ‘Bununla ilgili bir çalışma var mı’ gibi soruları sormanız lazım” dedi.

Kanserden korunmanın yollarını anlatan Dr. Hancılar, sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıklı yaşamın gerçekten şifreleri var ama kanserin tek nedeni yenilen herhangi bir şey olamaz. Kanserin bir çok nedeni vardır. Örneğin, mükemmel bir yaşamınız var, çok sağlıklı ve doğal ürünler yiyorsunuz ama sigara içiyorsunuz, egzersiz yapmıyorsunuz veya obeziteniz var. Menopoza giren kadınlarda fazla kilonun meme kanserini tetiklediğini biliyoruz. Bu nedenle kanser riskini yüzde 35-40 civarında azaltmak için sağlıklı beslenin (Akdeniz tarzı), egzersizlerinizi yapın (haftada üç gün-bir saat tempolu yürüyüş veya yüzme), hayatınızdan sigara ve alkolü çıkarın, düzenli kontrollerinizi yaptırın. Kanserin yüzde 15 kalıtsal özelliği var; İnsanlar, ‘ailemde kanser var, kesin bende de olacak’ diye düşünebiliyor; ancak bu kriterleri yerine getirirseniz o kalıtsal özellikleri de yenebilirsiniz. Kontrolleri düzenli yaptırdığınızda da herhangi bir olumsuzluk görülürse erken dönemde yakalanmış olur.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.