Kanserden koruyor! "10 bin adımı yabana atmayın"

Kanserden koruyor! “10 bin adımı yabana atmayın”

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesinde soruları yanıtladı.

Türkiye ve dünyada kanser görülme sıklıkları, kanser taramalarının önemi ve Covid-19 salgınında bu tarama oranlarında düşüş olup olmadığına ilişkin bilgileri paylaşan Kutluk, kanserin “epidemi” olarak adlandırılan sık görülen hastalıklar içerisinde yer aldığına dikkati çekti.

Kutluk, “Dünyada her yıl 20 milyona yakın insan kansere yakalanıyor. Bu sayının 2040 yılına gelindiğinde aşağı yukarı 30 milyona ulaşmasını bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Her yıl görülen 20 milyon kanser hastasından ortalama 10 milyon kişinin kurtarılabildiğini, 10 milyonunun ise yaşamını kaybettiğini belirten Kutluk, “2040’a gelindiğinde yıllık 16-17 milyon düzeyinde bireyin kanser sebebiyle yaşamını kaybedileceği öngörülüyor” diye konuştu.

Kutluk, ayrıca dünya genelinde 0-19 yaş grubunda yılda yaklaşık 400 bin çocuğun kansere yakalandığını ifade etti.

Türkiye’nin 85 milyona yaklaşan nüfusuyla büyük bir ülke olduğuna işaret eden Kutluk, “Türkiye büyüklüğündeki bir ülkede beklenen kanser sayısı, erişkinlerde her yıl için 220-230 bin, çocuklarda ise maalesef her yıl 3-4 bin civarındadır. Dolayısıyla gerek sayıya gerek ölümlere baktığımızda kanser, halk sağlığı açısından önemli bir sorun” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Kutluk, “Kısa, orta ve uzun vadede alınabilecek tedbirlerle tüm kanserlerin yüzde 30’unu önleyebiliriz. Yani önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde gerek önleme gerek tedavi anlamında iyi tedbirler alıp uygulamaya koyabilirsek dünya genelindeki yıllık 10 milyon ölümden 3-5 milyonunu süratli bir şekilde kurtarmak mümkün olabilir” değerlendirmesini yaptı.

Kanserin başlıca risk faktörünün tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Kutluk, dünyada her yıl 2 milyonu aşkın kişinin akciğer ve ilişkili solunum yolu kanserlerine yakalandığını belirtti.

Prof. Dr. Tezer Kutluk, tütün dünyadan temizlendiğinde milyonlarca insanı kurtarmanın da mümkün olacağının altını çizdi.

Kansere karşı tütün ürünlerinin kullanılmamasının yanı sıra sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önem taşıdığını vurgulayan Kutluk sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlıklı beslenme derken olağanüstü karmaşık, zor çılgınlıklardan bahsetmiyoruz. Basit, annenizin mutfağındaki temel beslenme şeklini abartıya kaçmadan, fazla yağdan, kaloriden, aşırı tuzdan kaçınarak tüketmeyi kastediyoruz. Herkesin yaşam tarzına uygun, sebze, meyve, tahıl, lif dengesini gözeterek beslenmesi kansere karşı ciddi katkı sağlıyor.

Beslenmenin kardeşi fiziksel aktiviteyi de bunun hemen yanına koymamız lazım. Yıllardan beri söylenen ‘Her gün 10 bin adım atmaya çalışın.’ sözü yabana atılmamalı. Spor salonunda spor elbette olabilir ama kastettiğimiz yürüyüş, düzenli hareket. İster dans edin, ister cam silin, ister yürüyün ama mutlaka hareket edin. Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme ile kanserden ciddi şekilde korunmak mümkün.”

Kutluk, alkolün kanserdeki rolünün yüzde 3-5, çevre kirliliğinin ise yüzde 1-2 oranında olduğunu da belirtti.

Prof. Dr. Tezer Kutluk, dünya ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğuna dikkati çekerek “Türkiye’de her yıl 22 bin civarında, dünyada ise 2 milyonu aşkın meme kanseri görülüyor” diye konuştu.

Tütün ürünlerinin kullanılmaması, kilo kontrolü gibi faktörlerin meme kanserini engelleyen unsurlar arasında yer aldığını ve düzenli taramaların büyük önem taşıdığını vurgulayan Kutluk, 20’li yaşlardan sonra tüm kadınlara ayda bir kez kendi kendine meme muayenesine başlama ve 45’inden sonra da mamografi çektirme uyarısında bulundu.

Kutluk, kadınlarda rahim ağzı kanseri taramalarının cinsel hayatın başlamasından itibaren, kalın bağırsak kanseri taramalarının da tüm bireyler için 50 yaşından sonra düzenli yaptırılması gerektiğini aktardı.

Prof. Dr. Tezer Kutluk, Kovid-19 salgını nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde kanser tanılarında gecikmeler yaşandığını, kanser taramalarının da ciddi oranda düştüğünü ifade etti.

Türkiye’nin kanser taramalarında iyi bir noktaya geldiğini, özellikle rahim ağzı kanseri taramalarının Avrupa standartları olan yüzde 70’li rakamlara ulaştığını anımsatan Kutluk sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de pandemi öncesinde yılda 7 milyon kişi taranırken 2020’de kanser taramalarını yaptıranların sayısı birden bire 3,5 milyona düştü. Devlet de bu durumun farkında aslında, bu nedenle sık sık kanser taramalarının yapılması gerektiği mesajı paylaşıldı. 2021’e gelindiğinde pandemiye biraz daha adapte olunmasının etkisiyle kanser taramalarının sayısı ancak 4,5 milyona çıktı. Hala pandemi öncesindeki yıllık 7 milyon taramanın çok altındayız.”

Vatandaşlara kişisel tedbirlerini alarak mutlaka kanser taramalarını yaptırma çağrısında bulunan Kutluk, “Dünyanın bazı ülkelerinde bilim insanlarının yaptığı çalışmalara göre, kanserde gecikmiş tanılar ilerde pandeminin de geç yan etkisi olarak karşımıza çıkacak. Farklı kanser türlerinde değişen oranlar olmakla birlikte, geç tanılar nedeniyle kansere bağlı ölümlerde yüzde 5-10 oranında artış olacağı öngörülüyor” ifadesini kullandı.

Kutluk, bilim insanlarının bu durumun kontrol altına alınmasına yönelik çalışmaları sürdürdüğünü dile getirdi.

Kanser hastalarının Covid-19’a karşı aşılanmasına ilişkin de Kutluk, “Kanserli bir hastanın Covid-19 geçirdiğinde olumsuz etkilenme ihtimali biraz daha fazla. Bu nedenle kanserli hastalara aşılarını yaptırması tavsiye ediliyor. Kemoterapi alırken bile bu tavsiye ediliyor ama önce mutlaka doktorlarına danışmaları lazım. İki kemoterapi aralığında olabilir, kan sayımları kontrol edilerek hekimleri tarafından bu aşıların yapılmasında fayda görülüyor. Kanserli hastalarda aşıdan dolayı ekstra bir yan etki beklenmiyor” dedi.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.