Çözümün adresi

Türkiye, özellikle son 20 yılda geliştirdiği aktif dış politika perspektifi sayesinde, uluslararası meselelerin çözümünde aranan bir başrol oyuncusuna dönüştü. ABD, Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Afrika ile aynı anda ve çok boyutlu ilişkiler tesis eden Türkiye, her masada yer alabilmesi ve her aktörle görüşebilmesiyle dikkatleri çekiyor. Zaman zaman pürüzler yaşadığı ülkeler bile, kriz anlarında çözüm için Türkiye’nin kapısını çalıyor.

Sadece yakın dönemde gerçekleştirilen çok sayıda uluslararası atılımdan en akılda kalanları şu şekilde sıralamak mümkün: Türkiye-Rusya-Ukrayna Dışişleri Bakanları Toplantısı, Tahıl Koridoru Anlaşması, Rusya-Ukrayna esir takası, Antalya Diplomasi Forumu ve İstanbul Arabuluculuk Konferansı.

TÜRKİYE’SİZ İMKÂNSIZ

Sudan’dan Afganistan’a, Arnavutluk’tan Yemen’e, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahadaki varlığını her alanda hissetmek mümkün. Uluslararası diplomatik kaynaklar, bazı bölgelerde çatışan tarafların müzakereye başlama şartı olarak Türkiye’nin de masada yer almasını ileri sürdüklerinin altını çiziyor. Türkiye sadece arabulucu olarak değil, çözümden sonraki sürecin garantörü olarak da öne çıkıyor.

ÖZEL MİSYON

Kıbrıs ve Filistin meseleleri ise, birçok yönden Türkiye’nin “özel misyon” sahibi olduğu sahalar. Türkiye dışlanarak oluşturulmaya çalışılan yol haritalarının sonunda başarısızlığa uğradığını vurgulayan siyasi gözlemciler, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin rolünün artık uluslararası alanda benimsendiğini kaydediyor. Filistin’de ise Türkiye’nin hem İsrail’le hem de Filistinli rakip gruplarla ilişkilerini sürdürmesi, diplomatik manevra kabiliyetlerini artırıyor.

Balkanlar akıl danışıyor

Türkiye’nin en etkili olduğu coğrafyalardan biri ise, Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze devam eden bir misyon olarak Balkanlar. Bölge halklarıyla ilişkilerini yoğun bir şekilde sürdüren Türkiye, tarihî eserlerin restorasyonundan kültürel yardımlaşmaya, her alanda varlık gösteriyor. Türkiye’nin bölgeye yaklaşımında gösterdiği hassasiyet, Bosna Hersek Cumhuriyeti Başkanlık Konseyi’nin Sırp üyesi Milorad Dodik tarafından şöyle ifade edilmişti: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün taraflara adil ve dostane bir yaklaşım içinde, Bosna’da iç uzlaşıyı destekliyor.”

Golan Krizi bile çözülecekti

Türkiye’nin rol aldığı en önemli diplomatik girişimlerden biri, 2007- 2008’de İsrail’le Suriye arasında kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelikti. İsrail’in, işgal ettiği Golan Tepeleri’nden çekilmesini de içeren girişim, hem İran’ın masaya oturmaması yönünde Suriye üzerinde kurduğu baskı hem de dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in emriyle aynı süreçte Gazze’ye düzenlenen kanlı saldırı nedeniyle sonuçsuz kalmıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir